Paul Gauguin: Avrupa’yı Terk Edip Renkleri Yeniden Kuran Ressam
“Görmek için gözlerimi kapatıyorum.” — Paul Gauguin
Paul Gauguin, borsacılıktan ressamlığa geçen, sonra da Avrupa’yı tümüyle terk edip Pasifik adalarına yerleşen sanatçı. Düz renk alanları, kalın konturlar ve gerçeğe değil hayale dayanan kompozisyonlarıyla resmi İzlenimciliğin ötesine taşıdı.
Hayat hikayesi uzun süre romantik bir kaçış öyküsü gibi anlatıldı. Bugün ise Tahiti’de çok genç kızlarla kurduğu ilişkiler ve sömürgeci bakışı nedeniyle çok daha eleştirel biçimde tartışılıyor. Bu yazıda önce Gauguin’in hayatını, sonra en önemli eserlerini ve onlara bakarken nelere dikkat etmek gerektiğini anlatıyorum.
Paul Gauguin kimdir?

Peru’dan borsaya
Eugène Henri Paul Gauguin, 7 Haziran 1848’de Paris’te doğdu. Babasının ölümü üzerine çocukluğunun bir bölümünü annesinin ailesinin yanında, Peru’da geçirdi. Gençliğinde ticaret gemilerinde ve donanmada çalıştı, sonra Paris’e dönüp borsa simsarı oldu.
1873’te Danimarkalı Mette-Sophie Gad ile evlendi; beş çocukları oldu. İyi kazanıyordu, sanat eseri topluyordu ve boş zamanlarında resim yapıyordu. Camille Pissarro ile tanışması onun için dönüm noktası oldu; Pissarro hem ona ustalık etti hem de İzlenimci sergilere katılmasını sağladı.
Her şeyi bırakmak
1882’de Paris borsası çöktü ve Gauguin işini kaybetti. 1883’te, 35 yaşında, kendini tamamen resme adamaya karar verdi. Aile yoksullaştı; Mette çocuklarla Kopenhag’a, kendi ailesinin yanına döndü. Gauguin bir süre onlarla yaşadı, sonra tek başına Fransa’ya döndü. Evliliği fiilen bitmişti.
Pont-Aven ve Arles
Brötanya’daki Pont-Aven köyünde genç ressamlarla çalıştı. Émile Bernard ile birlikte, biçimleri kalın konturlarla çevreleyip içlerini düz renklerle dolduran bir üslup geliştirdiler. 1887’de Panama ve Martinik’e gitti; tropik renkler onu derinden etkiledi. Ekim 1888’de Van Gogh‘un davetiyle Arles’a gitti ve iki ay birlikte çalıştılar. Bu birliktelik, Van Gogh’un kulağını kesmesiyle sonuçlanan bir krizle bitti.
Tahiti
1891’de Tahiti’ye gitti. Aradığı el değmemiş dünyayı bulamadı; ada uzun süredir Fransız sömürgesiydi ve geleneksel yaşam büyük ölçüde değişmişti. Gauguin hayalindeki Tahiti’yi kendi resimlerinde kurdu. Bu yıllarda, on üç-on dört yaşlarındaki yerli kızlarla birlikte yaşadı; bu ilişkiler bugün eserlerinin tartışılmasının merkezinde.
1893–1895 arasında Paris’e döndü, beklediği ilgiyi göremedi ve 1895’te kalıcı olarak Pasifik’e gitti. Son yıllarını Marquesas Adaları’ndaki Hiva Oa’da geçirdi; sömürge yönetimiyle sürekli çatıştı. Hastalıklar ve yoksulluk içinde, 8 Mayıs 1903’te, 54 yaşında öldü.
Gauguin’in sanat anlayışı
Hafızadan resmetmek
İzlenimciler gördüklerini anında yakalamaya çalışırken Gauguin bunun tam tersini savundu: doğaya fazla yakın durmayın, hafızadan ve hayal gücünden çalışın. Renkler gerçeğe uymak zorunda değildi; bir ağaç kırmızı, bir toprak pembe olabilirdi.
Sembolizm ve ilkel olana özlem
Gauguin, Avrupa sanatının fazla incelmiş ve yapay olduğunu düşünüyordu. Ortaçağ vitraylarından, Japon baskılarından, Mısır ve Java sanatından, Brötanya halk sanatından beslendi. Aradığı şey “ilkel” olanın gücüydü; ama bu arayışın kendisi de dönemin sömürgeci bakışıyla iç içeydi.
Paul Gauguin’in en önemli 10 eseri
1. Vaazdan Sonra Görüm (1888)

Nerede: Scottish National Gallery, Edinburgh
Brötanyalı köylü kadınlar kilise çıkışında, Yakup’un melekle güreşmesini gözlerinin önünde görüyor. Gauguin’in üslubunu bulduğu eser.
Bu eserde neye bakmalı? Kırmızı zemine. Çayır yeşil değil, kıpkırmızı; gerçek ile görüntü arasındaki sınır bu renkle siliniyor. Ortadaki eğik ağaç gövdesi kompozisyonu ikiye bölüyor: solda dua edenler, sağda görülen sahne.
2. Sarı İsa (1889)

Nerede: Buffalo AKG Art Museum, New York eyaleti
Brötanya kırlarında, sonbahar sarısı bir manzaranın ortasında çarmıha gerilmiş İsa ve dizlerinin dibindeki köylü kadınlar.
Bu eserde neye bakmalı? İsa’nın rengine. Figür, köy kilisesindeki ahşap bir haç heykelinden alınmış ve sarıya boyanmış. Kutsal sahne uzak bir geçmişte değil, hemen oradaki tarlada geçiyor.
3. Ia Orana Maria (Selam Sana Meryem) (1891)

Nerede: Metropolitan Museum of Art, New York
Tahiti’ye gittiği ilk yıl yaptığı, Meryem ve İsa’yı Tahitili olarak gösteren tablo. Eser bugün The Met‘te.
Bu eserde neye bakmalı? Omuzdaki çocuğa ve meleğe. Hristiyan ikonografisi tropik bir manzaraya taşınmış; Meryem’in omzunda çocuk İsa var, solda sarı kanatlı bir melek duruyor. Gauguin iki farklı inanç dünyasını aynı resimde birleştiriyor.
4. Ölülerin Ruhu Uyanık Bekliyor (1892)

Nerede: Buffalo AKG Art Museum
Yatağın üzerinde yüzüstü uzanmış genç bir kız ve arkasında karanlıkta oturan bir figür. Gauguin’in en çok tartışılan eseri.
Bu eserde neye bakmalı? Kızın bakışına. Korku açıkça yüzünde. Gauguin bu resmi, o sırada birlikte yaşadığı on üç yaşındaki Teha’amana’nın karanlıktan korkusunu anlattığını söyleyerek açıkladı. Bugün eser, sanatçının sömürgeci ve istismarcı konumunun en açık örneği olarak okunuyor.
5. Ta Matete (Pazar) (1892)

Nerede: Kunstmuseum Basel
Bir sırada yan yana oturan Tahitili kadınlar. Duruşları eski Mısır duvar resimlerinden alınmış.
Bu eserde neye bakmalı? Profilden gösterilen ayaklara ve ellere. Figürler tamamen yandan, Mısır sanatındaki gibi. Gauguin fotoğrafını çektirdiği Mısır kabartmalarından doğrudan yararlandı; bu, onun sanat tarihini nasıl harmanladığını gösteriyor.
6. Tahitili Kadınlar (Plajda) (1891)

Nerede: Musée d’Orsay, Paris
Kumsalda oturan iki kadın; biri geleneksel giysili, diğeri sömürge misyonerlerinin getirdiği kapalı elbiseyle.
Bu eserde neye bakmalı? İki kadının kıyafet farkına. Gauguin’in hayalindeki geleneksel Tahiti ile karşılaştığı sömürge Tahiti’si aynı resimde yan yana. Renkler düz alanlar halinde; derinlik neredeyse yok.
7. Nevermore (1897)

Nerede: Courtauld Gallery, Londra
Uzanmış bir kadın, arkasında konuşan iki figür ve pencere pervazında bir kuş. Adı Edgar Allan Poe’nun Kuzgun şiirinden geliyor.
Bu eserde neye bakmalı? Kuşa ve duvardaki yazıya. Gauguin bu kuşun Poe’nun kuzgunu değil, yalnızca kötülük habercisi bir kuş olduğunu söylüyordu. Resimdeki tedirginlik, kadının bakmadığı ama varlığını hissettiği şeyden geliyor.
8. Nereden Geliyoruz? Neyiz? Nereye Gidiyoruz? (1897–1898)

Nerede: Museum of Fine Arts, Boston
Yaklaşık 3,7 metre genişliğinde dev tuval. Gauguin’in kendi deyişiyle vasiyeti; kızının ölüm haberini aldığı ve intihar girişiminde bulunduğu dönemde yaptı.
Bu eserde neye bakmalı? Sağdan sola okuyun. Sağda bir bebek, ortada meyve koparan genç bir figür, solda ise ölüme yaklaşan yaşlı bir kadın. İnsan hayatının üç evresi tek bir manzarada. Mavi bir put, arka planda sessizce bekliyor.
9. Beyaz At (1898)

Nerede: Musée d’Orsay, Paris
Ormanda bir derede su içen beyaz at ve arkasında atlı figürler. Sipariş veren kişi atın yeterince beyaz olmadığı gerekçesiyle resmi almayı reddetti.
Bu eserde neye bakmalı? Atın rengine. Yansımalar ve yaprak gölgeleri yüzünden at yeşilimsi görünüyor. Gauguin için önemli olan nesnenin gerçek rengi değil, resmin kendi renk dünyasıydı.
10. Otoportre (Sarı İsa’lı) (1890–1891)

Nerede: Musée d’Orsay, Paris
Gauguin’in arkasında kendi Sarı İsa tablosu ve yaptığı bir seramik kap ile birlikte kendini gösterdiği otoportre.
Bu eserde neye bakmalı? Arkadaki iki eserine. Gauguin kendini iki kendi işinin arasında konumlandırıyor: biri acı çeken İsa, diğeri grotesk bir kap. Hem kurban hem de vahşi rolünü aynı anda üstleniyor; kendi efsanesini bilinçli biçimde kuruyor.
Gauguin’in eserlerini nerede görebilirsiniz?
Paris’teki Musée d’Orsay, Gauguin’in Brötanya ve Tahiti dönemlerinden en kapsamlı koleksiyona sahip. Kopenhag’daki Ny Carlsberg Glyptotek, eşi Mette’nin ailesi aracılığıyla oluşan zengin koleksiyonuyla ikinci önemli adres.
Boston’daki Museum of Fine Arts (Nereden Geliyoruz?), New York’ta The Met ve MoMA, Londra’da Courtauld Gallery ve St. Petersburg’daki Ermitaj diğer önemli koleksiyonlar. Gauguin’in eserleri telif koruması altında değil; bu yazıya görsel eklemek isterseniz müzelerin açık erişimli arşivlerinden yararlanabilirsiniz.
Paul Gauguin hakkında merak edilenler
Gauguin neden Tahiti’ye gitti?
Avrupa uygarlığının sanatı yapaylaştırdığını düşünüyordu; bozulmamış, “ilkel” bir hayat arıyordu. Ayrıca Paris’te geçim sıkıntısı çekiyordu ve sömürgelerde yaşamanın ucuz olacağını hesaplıyordu. Tahiti’ye vardığında aradığı el değmemiş dünyayı bulamadı; ada uzun süredir Fransız yönetimindeydi.
Gauguin ile Van Gogh arasında ne oldu?
1888’in son iki ayını Arles’ta birlikte geçirdiler. İki farklı karakter ve iki farklı sanat anlayışı kısa sürede çatıştı. 23 Aralık gecesi yaşanan krizin ardından Van Gogh kendi kulağının bir kısmını kesti, Gauguin de ertesi gün Arles’tan ayrıldı. Bir daha hiç görüşmediler ama mektuplaşmayı sürdürdüler.
Gauguin’in eserleri neden bugün tartışılıyor?
Tahiti’de on üç-on dört yaşlarındaki kızlarla birlikte yaşaması ve bu ilişkileri resimlerine konu etmesi, günümüzde çocuk istismarı olarak değerlendiriliyor. Ayrıca yerli halkı egzotik bir süs gibi göstermesi sömürgeci bakışın örneği sayılıyor. Müzeler artık eserlerini sergilerken bu tartışmayı da açıkça anlatıyor.
Noa Noa nedir?
Gauguin’in Tahiti izlenimlerini anlattığı kitap. Adı Tahiti dilinde “kokulu” anlamına geliyor. Kitap bir anı defteri gibi görünse de büyük ölçüde kurgusal; Gauguin kendi imajını inşa etmek için gerçekleri serbestçe düzenledi.
Kısaca Paul Gauguin
| Doğum | 7 Haziran 1848, Paris |
| Ölüm | 8 Mayıs 1903, Atuona, Hiva Oa (Marquesas Adaları) |
| Akım | Post-Empresyonizm, Sembolizm, Sentetizm |
| İlk mesleği | Borsa simsarlığı |
| Yol gösteren ressam | Camille Pissarro |
| Yaşadığı yerler | Paris, Pont-Aven, Arles, Martinik, Tahiti, Marquesas |
| En ünlü eserleri | Nereden Geliyoruz? Neyiz? Nereye Gidiyoruz? (1897–1898), Sarı İsa (1889) |
| Diğer önemli eserleri | Vaazdan Sonra Görüm, Ia Orana Maria, Nevermore, Beyaz At |
| En büyük koleksiyonlar | Musée d’Orsay (Paris), Ny Carlsberg Glyptotek (Kopenhag) |
Gauguin’in resimlerine bakarken iki şeyi aynı anda düşünmek gerekiyor: renklerin ve biçimlerin gücü ile o resimlerin nasıl bir hayatın içinden çıktığı. Modern resmin kapılarından birini açtığı tartışmasız; ama bunu yaparken kimlerin hayatını kullandığını görmezden gelmek de artık mümkün değil. Bence yazıları ve resimleri, bu iki gerçeği birlikte düşünmeyi öğreten iyi bir örnek.
Gauguin’in Arles günlerini paylaştığı Vincent van Gogh, ustası Camille Pissarro ve ondan etkilenen Henri Matisse ile Pablo Picasso yazılarıma, diğer ressamlar için Ressamlar sayfasına, sanat akımları için Sanat Tarihi Dönemleri sayfasına bakabilirsiniz. Empresyonist ressamları ne kadar tanıdığınızı merak ediyorsanız Empresyonist ve Realist ressamlar testim sizi bekliyor.
