J. M. W. Turner: Işığı ve Fırtınayı Resmeden Ressam
“Güneş Tanrı’dır.” — Turner’ın son sözleri olarak aktarılan cümle
Joseph Mallord William Turner, İngiliz resminin en büyük ismi ve ışığın ressamı. Deniz fırtınaları, gün batımları, buharlı trenler ve sisli limanlar; resimlerinde nesneler giderek erir, geriye ışık ve hava kalır.
Kendi döneminde hem çok beğenildi hem de anlaşılmadı. Bugün, soyut sanatın habercisi sayılıyor ve İngiltere’nin en önemli çağdaş sanat ödülü onun adını taşıyor. Bu yazıda önce Turner’ın hayatını, sonra en önemli eserlerini ve onlara bakarken nelere dikkat etmek gerektiğini anlatıyorum.
J. M. W. Turner kimdir?

Berber dükkanından akademiye
Turner, 1775’te Londra’da doğdu. Babası berberdi ve oğlunun çizimlerini dükkanın vitrininde satıyordu. Yetenek çok erken belli oldu: 14 yaşında Kraliyet Akademisi’nin okuluna kabul edildi, 15 yaşında ilk kez sergiledi, 24 yaşında akademi üyeliğine seçildi.
Annesi akıl hastanesinde öldü; Turner ömrü boyunca bu konudan söz etmedi. Hiç evlenmedi, oldukça içine kapanık ve tuhaf bir adam olarak tanındı.
Yolculuklar
Hayatı boyunca İngiltere’yi, İskoçya’yı, Alpleri, Fransa’yı, İsviçre’yi ve özellikle İtalya’yı dolaştı. Venedik’i birkaç kez ziyaret etti ve orada yaptığı suluboyalar en sevilen eserleri arasında. Yolculuklarda binlerce eskiz üretti; bunların çoğu ancak ölümünden sonra ortaya çıktı.
Giderek eriyen biçimler
Erken dönem eserleri Claude Lorrain gibi klasik ustaların izinde, düzenli ve ayrıntılı. Yıllar içinde ayrıntılar azaldı, biçimler ışığın içinde eridi. Son dönem resimlerini gören bazı eleştirmenler bunların “sabun köpüğü ve badana” olduğunu yazdı; genç yazar John Ruskin ise onu savunmak için ünlü Modern Ressamlar kitabını kaleme aldı.
Vasiyeti
19 Aralık 1851’de, 76 yaşında Londra’da öldü. Elindeki bütün eserleri, yaklaşık üç yüz tablo ve otuz binden fazla çizim ve suluboyayı, İngiliz ulusuna bağışladı. Bu bağış bugün Tate Britain’daki Turner Mirası koleksiyonunu oluşturuyor. Aziz Paul Katedrali’ne gömüldü.
Turner’ın sanat anlayışı
Işık, nesnenin önüne geçiyor
Turner’ın resimlerinde gemi, tren ya da dağ giderek kaybolur; geriye onları saran atmosfer kalır. Suluboyada geliştirdiği şeffaf katman tekniğini yağlıboyaya taşıdı; bu yüzden tuvalleri içeriden aydınlatılmış gibi görünür.
Doğanın gücü
Fırtınalar, çığlar, yangınlar ve deniz kazaları en sevdiği konulardı. İnsan figürleri çoğu zaman küçücüktür ve doğanın gücü karşısında silinir. Bu, Romantizmin insanla doğa arasındaki ilişkiye bakışının en güçlü ifadesi.
J. M. W. Turner’ın en önemli 10 eseri
1. Denizde Balıkçılar (1796)

Nerede: Tate Britain, Londra
Turner’ın Kraliyet Akademisi’nde sergilediği ilk yağlıboya. Ay ışığında, dalgalar arasında küçük bir balıkçı teknesi.
Bu eserde neye bakmalı? İki ışık kaynağına. Ay ve teknedeki fener; ikisi de dalgaların üzerinde farklı parıltılar yaratıyor. Turner yirmi bir yaşındayken bile asıl konusunu bulmuş: ışık ve deniz.
2. Kar Fırtınası: Hannibal ve Ordusu Alpleri Aşarken (1812)

Nerede: Tate Britain, Londra
Hannibal’in Alpleri geçişini anlatan tablo. Fırtına bulutu neredeyse bütün kompozisyonu yutuyor.
Bu eserde neye bakmalı? Dev girdaba. Ordu ve filler minicik; asıl özne fırtına. Turner burada ilk kez, sonraki bütün resimlerinde tekrarlayacağı dönen kompozisyonu kullanıyor.
3. Didon Kartaca’yı Kurarken (1815)

Nerede: National Gallery, Londra
Klasik bir liman manzarası; güneş suyun üzerinde parlıyor. Turner’ın hayranlık duyduğu Fransız ressam Claude Lorrain’e açık bir meydan okuma.
Bu eserde neye bakmalı? Güneşe. Turner vasiyetinde bu tablonun National Gallery’de, Claude Lorrain’in iki eserinin arasına asılmasını şart koştu ve bugün öyle asılı. Bir ressamın kendini tarihe yerleştirme biçimi olarak çok ilginç.
4. Parlamento Binasının Yanışı (1834–1835)

Nerede: Philadelphia Museum of Art ve Cleveland Museum of Art
1834’te Londra’da Parlamento binasının yanışı. Turner olayı Thames kıyısından izledi ve eskizler yaptı.
Bu eserde neye bakmalı? Alevin suya yansımasına. Yangının turuncusu ile gecenin mavisi doğrudan karşı karşıya. İzleyen kalabalık yalnızca birkaç fırça darbesi. Gerçek bir haber olayının, neredeyse soyut bir renk patlamasına dönüşmesi.
5. Savaşçı Temeraire (1839)

Nerede: National Gallery, Londra
Trafalgar Savaşı’nın efsanevi gemisi, hurdaya çıkarılmak üzere küçük bir buharlı römorkör tarafından çekiliyor.
Bu eserde neye bakmalı? İki gemi arasındaki karşıtlığa. Eski yelkenli soluk, hayalet gibi beyaz; römorkör küçük, siyah ve dumanlı. Arkada gün batıyor. Turner bu resmi hiç satmadı ve “gözdem” diye andı. 2005’te İngiltere’de yapılan bir oylamada ülkenin en sevilen tablosu seçildi.
6. Köle Gemisi (1840)

Nerede: Museum of Fine Arts, Boston
Fırtına yaklaşırken ölmekte olan köleleri denize atan bir geminin hikayesi. Gerçek bir olaya dayanıyor.
Bu eserde neye bakmalı? Ön plandaki sulara. Zincirli bacaklar ve balıklar arasında kaybolan bedenler görünüyor. Turner tabloyu, köleliğin kaldırılması tartışmalarının sürdüğü yıllarda sergiledi. John Ruskin bir süre resme sahip oldu ama konusuna dayanamayıp sattı.
7. Kar Fırtınası: Liman Ağzında Buharlı Gemi (1842)

Nerede: Tate Britain, Londra
Fırtınanın içinde kaybolmak üzere olan bir buharlı gemi. Kompozisyonun tamamı dönen bir girdap.
Bu eserde neye bakmalı? Merkeze. Geminin nerede başlayıp bittiği belli değil. Turner bu manzarayı yaşamak için kendini geminin direğine bağlattığını anlattı; bu hikayenin doğruluğu tartışmalı. Eleştirmenler resmi “sabun köpüğü” diye nitelendirmişti.
8. Yağmur, Buhar ve Hız (1844)

Nerede: National Gallery, Londra
Thames üzerindeki bir demiryolu köprüsünde, yağmurun içinden geçen buharlı tren.
Bu eserde neye bakmalı? Rayların önündeki tavşana. Küçücük, neredeyse görünmez; trenin hızıyla yarışıyor. Turner modern teknolojiyi kutlamıyor da, korkmuyor da; onu doğanın bir parçası gibi, buharın ve yağmurun içinde gösteriyor.
9. Venedik suluboyaları (1819–1840)

Nerede: Tate Britain, Londra
Venedik yolculuklarında yaptığı, birkaç renk lekesiyle kurulmuş suluboya eskizler.
Bu eserde neye bakmalı? Kağıdın beyazına. Turner boyamadığı yerleri ışık olarak bırakıyor. Bu eskizlerin çoğu sergilenmek için yapılmadı; ölümünden sonra ortaya çıktılar ve bugün en modern görünen işleri sayılıyor.
10. Gölge ve Karanlık: Tufan Akşamı (1843)

Nerede: Tate Britain, Londra
Nuh Tufanı temalı, neredeyse tamamen soyut iki tablodan biri. Renk kuramı üzerine dönemin tartışmalarına doğrudan gönderme yapıyor.
Bu eserde neye bakmalı? Dairesel kompozisyona. Biçimler tanınmaz halde; kalan tek şey ışığın ve karanlığın dönüşü. Rothko’nun Turner için “bu adam benden çok önce yapmış” dediği aktarılır.
Turner hakkında filmler
Turner’ın son yılları ve tuhaf kişiliği sinemaya da konu oldu. Filmin gerçeğe ne kadar sadık kaldığını Turner filmi yazımda anlattım. Diğer ressamların hayatını anlatan filmler için Sanat Filmleri bölümüne bakabilirsiniz.
Turner’ın eserlerini nerede görebilirsiniz?
Londra’daki Tate Britain, Turner Mirası sayesinde dünyadaki en büyük koleksiyona sahip; binlerce çizim ve suluboya da burada. National Gallery‘de Savaşçı Temeraire ve Yağmur, Buhar ve Hız bulunuyor.
Margate’teki Turner Contemporary, ressamın çocukluk ve son yıllarını geçirdiği kasabada; Boston’daki MFA, New York’taki The Met ve Washington’daki National Gallery of Art da eserlerine sahip. Turner’ın eserleri telif koruması altında değil; bu yazıya görsel eklemek isterseniz müzelerin açık erişimli arşivlerinden yararlanabilirsiniz.
J. M. W. Turner hakkında merak edilenler
Turner kendini gemi direğine bağlattı mı?
Turner, Kar Fırtınası tablosunu yapabilmek için fırtınayı yaşamak istediğini ve kendini bir geminin direğine dört saat bağlattığını anlattı. Bu hikayeyi doğrulayan başka bir kayıt yok; araştırmacıların çoğu, ressamın kendi efsanesini beslemek için anlattığı bir öykü olduğunu düşünüyor.
Turner Ödülü onunla ilgili mi?
Evet. 1984’ten beri verilen ve İngiltere’nin en tanınan çağdaş sanat ödülü olan Turner Prize, ressamın adını taşıyor. Ödül, genç ve tartışma yaratan sanatçıları desteklemek amacıyla kuruldu; Turner’ın kendi döneminde yarattığı tartışmalar düşünülünce isim seçimi anlamlı.
Turner soyut sanatın öncüsü mü?
Son dönem eserlerinde biçimler neredeyse tamamen kayboluyor ve geriye ışık, renk ve hareket kalıyor. Bu yüzden 20. yüzyıl soyut ressamları onu öncü saydı. Kendisi soyut bir sanat amaçlamıyordu; doğadaki atmosferi olabildiğince doğru göstermeye çalışıyordu.
Neden bütün eserlerini devlete bağışladı?
Vasiyetinde, elindeki eserlerin dağılmadan bir arada kalmasını ve halka açık olmasını istedi. Yaklaşık üç yüz tablo ve otuz binden fazla kağıt üzerine çalışma bu şekilde ulusa geçti. Bugün Tate Britain’daki Turner Mirası koleksiyonu, tek bir sanatçının en kapsamlı arşivlerinden biri.
Kısaca J. M. W. Turner
| Doğum | 1775, Londra |
| Ölüm | 19 Aralık 1851, Londra |
| Akım | Romantizm; soyut sanatın habercisi |
| Eğitimi | Kraliyet Akademisi Okulu (14 yaşında kabul edildi) |
| Başlıca konuları | Deniz, fırtına, gün batımı, ışık, modern teknoloji |
| Savunucusu | Yazar John Ruskin |
| En ünlü eserleri | Savaşçı Temeraire (1839), Yağmur, Buhar ve Hız (1844) |
| Diğer önemli eserleri | Köle Gemisi, Kar Fırtınası, Parlamento Binasının Yanışı, Venedik suluboyaları |
| Mirası | Yaklaşık 300 tablo ve 30.000 çalışma; Tate Britain |
Turner’ın geç dönem tablolarının önünde durunca, 19. yüzyılın ortasında birinin resmi bu kadar ileri götürmüş olmasına şaşırıyorsunuz. Gemi de, tren de, dağ da kayboluyor; geriye ışık kalıyor. Tate Britain’daki Turner salonlarını sırayla gezmek, bir ressamın yetmiş yılda nereye vardığını görmek demek.
Turner’ın çağdaşı John Constable, ona hayran olan Claude Monet ve Camille Pissarro yazılarıma, diğer ressamlar için Ressamlar sayfasına, Tate Modern rehberime bakabilirsiniz. Rokoko ve Romantizm eserlerini ne kadar tanıdığınızı merak ediyorsanız Rokoko ve Romantizm testim sizi bekliyor.
