Çatalhöyük’te Görülmesi Gereken 15 Yapı ve Buluntu
Çatalhöyük ilk bakışta insanı biraz şaşırtabilecek bir yer. Konya Ovası’nın ortasında alçak bir tepe, üzerinde büyük bir koruma çatısı ve altında kerpiç duvar kalıntıları. Ne sütun var ne tapınak ne de heykel. Ama bu tepenin altında dokuz bin yıl önce kalabalık bir topluluğun yaşadığı, sokağı olmayan, evlerine çatıdan girilen bir yerleşim yatıyor.
Çatalhöyük, Konya’nın Çumra ilçesine bağlı Küçükköy’ün yanında, iki höyükten oluşuyor. Büyük olan Doğu Höyük’te MÖ 7400 ile 6200 arasına tarihlenen 18 yerleşim katı bulunuyor. Batı Höyük ise yerleşimin Kalkolitik Çağ’da, MÖ 6200 ile 5200 arasında nasıl devam ettiğini gösteriyor. Yani aynı noktada iki bin yılı aşan kesintisiz bir yaşam. Nüfus tahminleri araştırmacıya göre büyük farklılık gösteriyor; en kalabalık döneminde birkaç binden 8.000’e kadar insanın burada yaşadığı düşünülüyor.
Yerleşim 1958’de İngiliz arkeolog James Mellaart ve ekibi tarafından keşfedildi, 2012’de UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ne girdi. Bugün Türkiye’nin, hatta dünyanın Neolitik Çağ’ı anlamak için en önemli yerlerinden biri.

Bu yazıyı iki bölüm halinde hazırladım. İlk bölümde alanda gerçekten göreceğiniz yapıları, ikinci bölümde ise Çatalhöyük’ten çıkarılıp bugün Ankara ve Konya’daki müzelerde duran buluntuları anlatıyorum. Çünkü Çatalhöyük’ü gerçekten anlamak için ikisini birlikte düşünmek gerekiyor.
Çatalhöyük’te görülmesi gereken 15 yapı ve buluntu
Alanda göreceğiniz yapılar
1. Doğu Höyük ve Güney Korugan

Doğu Höyük, Çatalhöyük’ün Neolitik yerleşiminin bulunduğu büyük tepe ve Konya Ovası’ndan yaklaşık 20 metre yükseliyor. Kazı alanlarını yağmurdan, rüzgardan ve güneşten korumak için 2000’li yıllarda iki büyük koruma çatısı yapıldı: Güney Korugan ve Kuzey Korugan. Ziyaretin merkezinde bu çatıların altındaki kazı alanları duruyor.
Burada neye bakmalı? Tek tek duvarlara değil, kesite bakın. Evlerin aynı noktada üst üste yeniden kurulduğunu, bir evin tabanının bir öncekinin duvarları üzerine oturduğunu görebilirsiniz. Höyüğün yirmi metre yükselmesinin sebebi tam olarak bu: yüzyıllar boyunca aynı yerde yeniden yeniden inşa edilen evler.
2. Sokağı olmayan yerleşim
Çatalhöyük’ün en çok bilinen özelliği bu. Kerpiç evler aralarında boşluk bırakılmadan, sırt sırta inşa edilmiş. Sokak ya da avlu yok; evler bal peteğini andıran adacıklar oluşturuyor. İnsanlar yerleşim içinde damların üzerinden dolaşıyordu.
Ancak bu tablo da yeni kazılarla sınanıyor. Kuzeyde son yıllarda açılan kazı alanında sokak olarak yorumlanan bir geçiş ve ikinci bir mahalle ortaya çıktığı açıklandı. “Sokaksız kent” tanımı Çatalhöyük’ün büyük bölümü için geçerli, ama bütünü için son söz değil.
Burada neye bakmalı? Bitişik evlerin duvarlarına dikkat edin. Evler yan yana olsa da ortak duvar kullanmıyor; her evin kendi duvarı var. Bu küçük ayrıntı, her hanenin kendi evini ayrı bir birim olarak kurduğunu gösteriyor.
3. Çatıdan giriş ve 8.500 yıllık merdiven

Sokak olmadığı için kapı da yok. Evlere damdaki bir açıklıktan, ahşap merdivenle iniliyordu. Uzun yıllar bu merdivenlerin varlığı yalnızca yapıların düzeninden çıkarılıyordu; 2022’de ise kazılarda ilk kez yaklaşık 8.500 yıllık, karbonlaşmış bir ahşap merdiven kalıntısı bulundu.
Burada neye bakmalı? Duvarlarda kapı aramayın; yok. Giriş de çıkış da yukarıdan. Bu düzeni kafanızda canlandırınca yerleşimin tamamının bir çatı manzarası olarak yaşandığını daha iyi anlıyorsunuz.
Neden çatıdan? Bunun tek bir cevabı yok. En sağlam açıklama, damdaki açıklığın aynı zamanda baca olması: merdiven genellikle ana odanın güney tarafına iniyor, fırın ve ocak da tam bu açıklığın altında duruyordu. Yani tek bir delik hem kapı hem baca hem de ışık ve hava kaynağıydı. Evlerin aynı yerde, eskisinin üstüne defalarca yeniden kurulması da sırt sırta dizilişi ve dolayısıyla çatıdan girişi kaçınılmaz hale getiriyordu. Güvenlik için böyle yapıldığı da sık söylenir, ama bu açıklamayı doğrudan destekleyen bir kanıt yok.
4. Ocak, fırın ve platformlar

Tipik bir Çatalhöyük evi, ortada bir ana oda ve çevresinde iki üç küçük odadan oluşuyor. Ana odada ocak ve fırın, bunların çevresinde de oturmak, çalışmak ve uyumak için kullanılan yükseltilmiş platformlar var. Yan odalar çoğunlukla depo olarak kullanılmış.
Burada neye bakmalı? Platformların farklı yüksekliklerine ve odanın nasıl bölündüğüne bakın. Dokuz bin yıl önceki bir evde bile iş alanı, dinlenme alanı ve depolama birbirinden ayrılmış.
5. Taban altı gömüler

Çatalhöyük’te ölüler ayrı bir mezarlığa değil, evlerin tabanlarının altına gömülüyordu. Tek kişilik gömülerin yanında on kişiden fazlasının birlikte bulunduğu toplu gömüler de var. Ölüler genellikle ana rahmindeki bebek gibi büzülmüş (hocker) pozisyonda, kumaşa sarılarak yerleştirilmiş; yanlarına boncuk, kolye, çanak ve kase gibi hediyeler bırakılmış.
Burada neye bakmalı? Gömülerin çoğunun platformların altında olduğunu düşünün. Aile üyeleri, yaşayanların oturduğu ve uyuduğu yerin hemen altında yatıyordu. Çatalhöyük’te ev yalnızca barınak değil, aynı zamanda ailenin belleği.
6. Deneysel Ev

Ziyaretçi alanında, tipik bir Çatalhöyük evinin dönemin malzeme ve ölçülerine göre yeniden yapılmış bir örneği bulunuyor. Kazı alanında yalnızca duvar dipleri görülürken, burada evin bütününü, çatı açıklığını ve iç düzenini bir arada görebiliyorsunuz.
Burada neye bakmalı? Ziyarete buradan başlamanızı öneririm. İçerideki ışığa, tavan yüksekliğine ve odanın küçüklüğüne dikkat edin. Sonra kazı alanına geçtiğinizde gördüğünüz yıkık duvarlar kafanızda çok daha kolay tamamlanıyor.
7. Batı Höyük

Doğu Höyük’ün terk edilmesinden sonra yaşam, hemen yanındaki Batı Höyük’te devam etti. Burası Kalkolitik Çağ’a, yani bakırın kullanılmaya başlandığı döneme ait. UNESCO kayıtlarına göre Batı Höyük’teki evler iki katlı ve duvarları payandalarla desteklenmiş.
Burada neye bakmalı? İki höyüğü birlikte düşünün. Aralarında birkaç yüz metre var ama bin yıllık bir değişim var. Çatalhöyük’ü özel kılan şeylerden biri, aynı toplumun iki farklı çağdaki hayatını yan yana görebilmek.
8. Kuzey Korugan ve yeni kazı alanı
Son yılların en dikkat çekici buluntuları kuzeyde, 2021’de Kuzey Korugan’ın yanında “Kuzey Teras” adıyla açılan yeni kazı alanından çıktı. Ahşap merdiven, 8.600 yıllık ekmek kalıntısı ve bir duvar dibine adak olarak yerleştirilmiş mermer bir heykelcik bu alanda bulundu.
Önemli not: Resmi müze sayfasına göre Kuzey Korugan bölümü şu an geçici olarak ziyarete kapalı. Hangi korugan bölümünün açık olduğu dönem dönem değişebildiği için gitmeden önce resmi sayfayı kontrol etmenizi öneririm.
9. Höyüğün çevresi: Konya Ovası

Çatalhöyük’ün neden tam bu noktada kurulduğunu anlamak için çevreye bakmak gerekiyor. Yerleşim kurulduğunda burası sulak bir alandı. Çarşamba Çayı bugünkü gibi tek bir yataktan değil, aralarında kuru adacıklar bulunan çok sayıda kanaldan akıyordu. Sazlıklar, göletler, balık ve su kuşları önemli besin kaynaklarıydı; kuru zeminde tarlalar vardı, ovada yabani hayvan sürüleri dolaşıyordu. Bölge, dönemin en önemli alet hammaddesi olan obsidyen kaynakları bakımından da zengindi. Çatalhöyük’te işlenen obsidyen Kıbrıs’a, Levant’a ve Mezopotamya’ya kadar ulaştı.
Burada neye bakmalı? Höyüğün üstünden düz ovaya bakın. Bugün kuru ve bozkır görünen bu arazi, dokuz bin yıl önce kanallar, sazlıklar ve tarlalarla dolu bir su dünyasıydı. Tarlaların nerede olduğu uzun süre tartışıldı: eski yorumlar tarımın kilometrelerce uzaktaki tepe eteklerinde yapıldığını söylüyordu, yeni çalışmalar ise yerleşime yakın kuru alanların da ekilebildiğini gösteriyor. Kalabalık bir topluluğu yüzyıllarca aynı yerde tutan şey bu zenginlikti.
Müzelerde göreceğiniz buluntular
Çatalhöyük’ün en ünlü eserleri alanda değil. Mellaart döneminde ve sonrasında çıkarılan buluntuların önemli bir kısmı Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi‘nde ve Konya Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.
10. Oturan Kadın figürini

Çatalhöyük denince akla gelen ilk eser. Yaklaşık MÖ 6000’e tarihlenen, pişmiş topraktan yapılmış bu figürin, iki yanında kedigil başlı kollukları olan bir tahtta oturan iri bir kadını gösteriyor. 1961’de Mellaart tarafından bulundu ve bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde.
Uzun süre “Ana Tanrıça” olarak yorumlandı, hatta Kybele’nin öncüsü sayıldı. Ancak son araştırmalar, Çatalhöyük’te kadınlarla erkeklerin toplumsal konumunun birbirinden çok farklı olmadığını gösteriyor. Yani Çatalhöyük’ün anaerkil bir toplum olduğu fikri artık kabul görmüyor.
Bu eserde neye bakmalı? Başa dikkat edin: figürin bulunduğunda başı ve sağ kolluğu eksikti; bugün gördüğünüz baş ve bir kolluk modern tamamlamalar. Sonra kolluklara bakın. İnsanla vahşi hayvanın bu kadar iç içe tasvir edilmesi, Çatalhöyük sanatının neredeyse bütününde karşınıza çıkan bir tema.
11. Boğa başları ve Ankara’daki oda

Çatalhöyük’te yaban boğalarının kafatasları ve boynuzları kille kaplanarak duvarlara ve platformlara yerleştiriliyordu. Yaban domuzu, tilki ve akbaba gibi hayvanların diş, kafatası ve kemikleri de duvarların içine gömülüyordu. Mellaart bu yapıların bazılarının tapınak işlevi görmüş olabileceğini düşündü; bunlardan biri sökülerek Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne taşındı ve orada sergileniyor.
Bu eserde neye bakmalı? Boynuzların sıra halinde dizilişine. Bunlar süs değil; evin içinde vahşi doğanın gücünü taşıyan, belki de onu kontrol altında tutma isteğini gösteren nesneler. Bugün “tapınak” yorumu tartışmalı; daha çok, bazı evlerin diğerlerinden daha yoğun süslendiği düşünülüyor.
12. Duvar resimleri: akbabalar, av sahneleri ve leoparlar

Çatalhöyük evlerinin duvarları, toplumun inançlarını yansıtan resimlerle, kabartmalarla ve heykellerle doluydu. Boğa ve geyik avı sahneleri, akbabalar, leopar figürleri, el izleri ve geometrik desenler en sık karşılaşılan konular. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin Neolitik bölümünde bu resimlerden örnekler görebilirsiniz.
Bu eserde neye bakmalı? Akbabalara özellikle dikkat edin. Ölümle bu kadar doğrudan ilişkili bir hayvanın, ölülerin taban altına gömüldüğü evlerin duvarlarında yer alması tesadüf değil. Resimler ile gömüler aynı inanç dünyasının iki parçası.
13. “Harita” ve Hasan Dağı resmi

Çatalhöyük’ün en çok tartışılan duvar resmi. Uzun süre, önde bir yerleşimin evlerini, arkada ise patlayan iki tepeli bir volkanı, yani Hasan Dağı’nı gösteren dünyanın en eski haritası olarak yorumlandı. Bazı araştırmacılar ise bunun geometrik bir panel üzerinde leopar derisi olduğunu savunuyor.
2014’te yayımlanan jeolojik tarihlendirme, Hasan Dağı’nın Çatalhöyük’ün yaşadığı dönemde gerçekten patladığını gösterdi. Bu, volkan yorumunu güçlendirdi ama tartışmayı bitirmedi.
Bu eserde neye bakmalı? Bir eserin ne olduğuna karar vermenin ne kadar zor olduğuna. Bir not daha: 2018’de, Çatalhöyük’ü keşfeden Mellaart’ın yayımladığı bazı duvar resmi çizimlerinin gerçekliği tartışmaya açıldı. Mellaart zaten Dorak Hazinesi tartışmasının ardından Türkiye’de kazı yapma iznini kaybetmişti. Bu yüzden Çatalhöyük hakkında okuduğunuz her “ilk” iddiasına biraz temkinli yaklaşmakta fayda var.
14. Obsidyen aynalar ve aletler

Obsidyen, volkanik bir cam. Çatalhöyük’te ok ve mızrak uçlarından kesici aletlere, hançerlerden cilalanmış aynalara kadar pek çok nesne bu malzemeden yapıldı. Konya Arkeoloji Müzesi‘nin prehistorik eserler salonunda Çatalhöyük’ten obsidyen ve çakmaktaşı aletler, aynalar ve pişmiş toprak kaplar sergileniyor.
Bu eserde neye bakmalı? Aynalara. Dokuz bin yıl önce birinin volkanik bir taşı yansıtacak kadar cilalamak için saatler harcaması, bu toplumun yalnızca hayatta kalmakla uğraşmadığını gösteriyor. Görünüş de önemliydi.
15. 8.600 yıllık ekmek

Mart 2024’te kamuoyuna duyurulan bu buluntu, son yılların Çatalhöyük’ten gelen en çok konuşulan haberi oldu. Kuzey Teras’taki Mekan 66 adlı yapıda, büyük ölçüde tahrip olmuş bir fırının yanında avuç içi büyüklüğünde, yuvarlak ve süngerimsi bir kalıntı bulundu. Analizler bunun buğday, arpa ve bezelye içeren, mayalanmış ama henüz pişirilmemiş bir ekmek olduğunu gösterdi. Radyokarbon tarihlemesi yaklaşık MÖ 6600’e işaret ediyor.
Haberlerde “dünyanın en eski ekmeği” olarak geçti, ama bu ifade biraz fazla iddialı. Ürdün’de çok daha eski, mayasız yassı ekmek kalıntıları bulunmuştu. Kazı ekibinin kendi ifadesi daha doğru: bilinen en eski mayalı ekmek.
Bu eserde neye bakmalı? Ekmeğin ortasındaki parmak izine. Fırına girmeden bırakılmış, üzerinde onu şekillendiren elin izi duran bir ekmek. Bir binanın ya da bir heykelin yanında bu kadar küçük bir nesne, Neolitik hayatın gündelik yanını belki de en doğrudan anlatan şey.
Çatalhöyük’ü nasıl gezmeli?
Bence ziyarete Deneysel Ev’den başlayın. Önce bütün bir evin nasıl göründüğünü görün, sonra kazı alanına geçin. Ardından korugan altındaki kazı alanını dolaşın, en son höyüğün üstünden ovaya bakın.
Alanın kendisi görsel olarak sade. Bu yüzden Çatalhöyük’ü Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile birlikte planlamanızı öneririm. Hangisini önce göreceğiniz size kalmış: müzeyi önce görürseniz alanda neye baktığınızı bilirsiniz; alanı önce görürseniz müzedeki eserlerin nereden geldiğini hissedersiniz.
Çatalhöyük’ü Neolitik Çağ’ın diğer büyük merkezleriyle birlikte okumak da çok öğretici. Göbeklitepe ve Taş Tepeler, Çatalhöyük’ten daha eski ve yerleşik hayata geçişin ilk adımlarını gösteriyor. Çatalhöyük ise bu sürecin kalabalık bir yerleşime dönüştüğü aşama.
Konya’daysanız, şehirdeki Selçuklu mirasını da ekleyebilirsiniz: Mevlana Müzesi, Karatay Medresesi ve İnce Minareli Medrese. Aynı gün içinde dokuz bin yıllık bir evden sekiz yüz yıllık bir medreseye geçmek, Konya’yı gezmenin en etkileyici yanı.
Türkiye’deki diğer müze ve ören yeri yazılarımın tamamını Türkiye Müzeleri Rehberi sayfasında bulabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Çatalhöyük nerede, nasıl gidilir?
Çatalhöyük, Konya’nın Çumra ilçesine bağlı Küçükköy’ün yanında, Çumra’nın yaklaşık 11 kilometre kuzeyinde. Konya şehir merkezine uzaklığı yaklaşık 50 kilometre; özel araçla bir saat civarında sürüyor. Toplu taşımayla önce Çumra’ya gidip oradan taksiyle devam etmeniz gerekiyor.
Çatalhöyük’te Müzekart geçerli mi, giriş ücretli mi?
Resmi müze sayfasına göre Müzekart geçerli. İnternette girişin ücretsiz olduğunu yazan eski kaynaklar da var; güncel bilet durumu ve ücret için ziyaretten önce resmi sayfayı kontrol etmenizi öneririm.
Çatalhöyük hangi günler ve saatlerde açık?
Resmi sayfaya göre her gün açık, kapalı günü yok. Ziyaret saatleri 09.00–17.00, gişe 16.40’ta kapanıyor. Saatler mevsime göre değişebildiği için gitmeden önce kontrol etmekte fayda var.
Çatalhöyük mü daha eski, Göbeklitepe mi?
Göbeklitepe yaklaşık iki bin yıl daha eski. Ama ikisi farklı şeyler anlatıyor. Göbeklitepe, avcı-toplayıcıların inşa ettiği anıtsal yapılarla biliniyor; Çatalhöyük ise tarıma dayalı, kalabalık bir topluluğun yan yana yaşadığı büyük bir yerleşim.
Çatalhöyük dünyanın ilk şehri mi?
Sık söylenir ama tam doğru değil. UNESCO, Çatalhöyük’ü köy yaşamından kentsel bir yığılmaya geçişin önemli bir kanıtı olarak tanımlıyor. Ancak kazılarda büyük kamu yapıları, tören merkezleri ya da uzmanlaşmış üretim alanları bulunmadı. Bu yüzden “şehir” yerine “çok büyük bir Neolitik yerleşim” demek daha doğru.
Çatalhöyük anaerkil bir toplum muydu?
Oturan Kadın gibi figürinler nedeniyle uzun süre öyle düşünüldü. Ancak son araştırmalar kadınlarla erkeklerin toplumsal konumunun birbirinden çok farklı olmadığını gösteriyor. Bugün anaerkil toplum yorumu genel olarak kabul görmüyor.
Çatalhöyük’ten çıkan eserler nerede sergileniyor?
En ünlü buluntular Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde. Oturan Kadın figürini ve alandan sökülüp taşınan bir yapı burada. Konya Arkeoloji Müzesi’nin prehistorik salonunda da obsidyen aletler, aynalar ve çanak çömlekler sergileniyor. Alandaki ziyaretçi bölümünde de küçük bir sergi var.
Çatalhöyük’ü gezmek ne kadar sürer?
Bir ile iki saat yeterli. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni de planınıza eklerseniz, onun için ayrıca en az iki üç saat ayırın.
Çatalhöyük ziyaret bilgileri
- Adres: Küçükköy Mahallesi, Çumra / Konya
- Kapalı gün: Yok, her gün açık
- Ziyaret saatleri: 09.00–17.00 (gişe 16.40’ta kapanıyor)
- Müzekart: Geçerli
- Önerilen süre: 1–2 saat
- Not: Kuzey Korugan bölümü şu an geçici olarak ziyarete kapalı
Güncel saatler, bilet durumu ve açık bölümler için Çatalhöyük Örenyeri’nin resmi sayfasına bakabilirsiniz.
Kısaca Çatalhöyük
| Konum | Küçükköy, Çumra, Konya |
| Dönem | Neolitik ve Kalkolitik Çağ |
| Doğu Höyük | MÖ 7400–6200, 18 yerleşim katı |
| Batı Höyük | MÖ 6200–5200 |
| Alan | 37 hektar |
| Tahmini nüfus | Birkaç bin ile 8.000 arası (tahminler değişiyor) |
| Keşif | 1958, James Mellaart |
| Kazılar | Mellaart 1961–1965; Ian Hodder 1993’ten itibaren yaklaşık 25 yıl; 2025’ten beri Pamukkale Üniversitesi |
| UNESCO Dünya Mirası | 2012 |
| Öne çıkanlar | Çatıdan girilen evler, taban altı gömüler, duvar resimleri, Oturan Kadın figürini |
| Kapalı gün | Yok |
| Önerilen süre | 1–2 saat |
Çatalhöyük’ten ayrılırken aklımda kalan şey ne duvar resimleri ne de figürinler oluyor; evlerin kendisi. Burada insanlar ölülerini yattıkları yerin altına gömüyor, evlerini aynı noktada yıkıp yeniden kuruyor, duvarlarını av sahneleri ve boğa boynuzlarıyla dolduruyordu.
Tapınak aramaya gerek yok. Çatalhöyük’te kutsal olan, gündelik hayatın tam ortasındaydı.
